Blog

Masanın Hakimi mi, Günah Keçisi mi? Bir Sandık Kurulu Başkanının Gözünden Seçim Günü

·22 Ekim 2026·5 dk okuma
sandık kurulu başkanı

Seçim akşamları televizyon stüdyolarında grafikler döner, liderler zafer ya da balkon konuşması yapar,analistler oy kaymalarını yorumlar. Ancak o ekranlara düşen her bir verinin arkasında, günün ilk ışıklarından gece yarılarına kadar bir okul sınıfında soğuk öğrenci sırasında oturan, üzerine hem ceza hukuku sorumluluğu hem de toplumun keskin kutuplaşması yüklenen isimsiz bir kamu görevlisi vardır: Sandık Kurulu Başkanı.

Çoğunlukla bir öğretmen, bir adliye kâtibi ya da bir nüfus memuru... Görev kâğıdı tebliğ edildiği andan itibaren başlayan tedirginlik, seçim günü sabah 06.00’da somut bir ağırlığa dönüşür. Kanun önünde o sınıfın mutlak hakimi, herhangi bir aksaklıkta ise tarafların ilk hedef tahtası haline gelen bir sandık başkanının 24 saatine içeriden bir bakış.

05.45 – Alarmın Sesi ve Ağırlaşan Sorumluluk

Günün başlangıcı telaşlıdır. Sandık kurulu başkanı için o pazar günü tatil değil; Türk Ceza Kanunu ile 298 sayılı Seçim Kanunu’nun tüm cezai yaptırımlarının omuzlandığı bir sınavdır. Evden çıkarken akılda tek bir düşünce vardır: "Eksik evrak kalmasın, tutanakta hata olmasın."

İlçe Seçim Kurulu’ndan önceden alınan veya sabah okul sorumlusundan teslim alınan o jüt çuval, sıradan bir emanet değildir. İçindeki her mühür, her filigranlı zarf ve her oy pusulası zimmet altındadır. Sayımı yanlış yaparsanız görevi ihmal, bir pusulayı kaybetseniz görevi kötüye kullanma suçlaması kapıdadır.

06.30 – 1042 No’lu Sınıf: Gergin Tanışma ve İlk Yemin

Sınıfın kapısı açılır. Florasan lambalar cızırdayarak yanar. Sıralar birleştirilir, kabin kurulur, şeffaf sandık masanın önüne çekilir.

Çok geçmeden kurul üyeleri ve parti müşahitleri içeri girmeye başlar:

  • Farklı partilerin bildirdiği, birbirine temkinli gözlerle bakan beş asil üye,

  • Ellerinde genel merkezlerinin bastırdığı "Müşahit Rehberleri" ile her hareketi kaydeden genç gönüllüler,

  • Ve masanın ortasında oturan, tarafsız kalmak zorunda olan kamu görevlisi başkan.

İlk eşik and içme merasimidir. Başkan ayağa kalkar, 298 sayılı Kanun’un metnini okur:

"Hiçbir tesir altında kalmaksızın, hiç kimseden korkmadan, vicdanımın emrine uyarak vazifemi tam bir tarafsızlıkla yapacağıma namusum ve vicdanım üzerine ant içerim."

Yemin edilir edilmez ilk idari mücadele başlar: Pusulalar ve zarflar tek tek sayılacaktır. YSK’nın gönderdiği torbadan 350 seçmen için 360 pusula çıkmıştır. Her birinin arkasına sandık mührü basılır. Mührün ıstampaya fazla batıp mürekkebin öne geçmemesi, pusulanın zedelenmemesi gerekir. Bu aşamada yapılan bir sayım hatası, akşam saat 17.00’de sandık açıldığında kabusa dönüşebilir.

08.00 – 17.00: Masanın Hakimliği ile Günah Keçiliği Arasındaki İnce Çizgi

Sandık açılıp oy verme işlemi başladığında başkanın asli görevi bir "diplomat" ve "hakim" dengesi kurmaktır.Seçmen sınıfa adım attığı andan itibaren kriz potansiyeli yüksektir:

1. Kabine Telefonla Girmek İsteyen Seçmen

Mevzuat son derece açıktır: Kabine cep telefonu, kamera veya görüntü kaydedici cihazla girilemez. Başkan bunu hatırlattığında:

  • "Bana güvenmiyor musunuz?",

  • "Hastam var, telefonumu bırakamam",

  • "Sen hangi partilisin de bana engel oluyorsun?" gibi tepkiler ilk olarak başkana yönelir. Bir yanda kanunu uygulama zorunluluğu, diğer yanda kabin önünde büyümesi muhtemel bir kavga riski vardır.

2. Yaşlı ve Engelli Seçmene Yardım Krizi

Seçmenin yakını içeri girmek ister. Kanuna göre sadece aynı seçim çevresinden bir yakını veya başka bir seçmen yardım edebilir; ancak sandık kurulu üyeleri ya da başkan asla seçmenle kabine giremez. Yanlış bir adım veya izin, partili üyelerin anında tutanak tutma tehdidiyle sonuçlanır.

3. Masadaki Göz Hapsi

Sekiz saat boyunca başkanın her mühür uzatışı, seçmen listesinden ismi buluşu, kimliği inceleyişi masanın etrafındaki en az on çift göz tarafından izlenir. Sandık başkanı, sınıfta düzeni sağlama yetkisine (gerekirse kolluk kuvvetini sınıfa çağırma hakkına) sahip mutlak amirdir; ancak en ufak bir ses yükselmesinde "taraflı davranmakla" itham edilmeye en açık kişidir.

17.00 – Kapıların Kapanışı ve Zihinsel Tükenmişlik

Saat 17.00 dediğinde okulun dış kapıları kapatılır. Sandık odasında derin bir sessizlik olur. Başkan derin bir nefes alır; ancak asıl sınav şimdi başlamaktadır. Sekiz saattir sandık başında oturan insanların enerjisi tükenmiş, gerilim katsayısı ikiye katlanmıştır.

İlk hamle: Kullanılmayan pusulaların sayımı. Sandık henüz açılmadan kalan boş pusulalar sayılır, paketlenir ve mühürlenir. Bu adım yapılmadan sandığı açmaya kalkarsanız, kurul üyeleri usulsüzlük tutanağını hemen önünüze koyar.

17.30 – Sayım Döküm Savaşları: Her Mühür Bir Hukuki Müzakere

Sandığın plastik kelepçeleri kesilir. Zarflar masaya dökülür. İmza sayısı ile zarf sayısı karşılaştırılır. Eğer zarf sayısı fazlaysa, başkan gözlerini kapatıp torbadan rastgele fazla zarfı çeker ve açmadan imha eder. O an o zarfın içinde kimin oyu olduğu bilinmez; o zarfın yakılışı bile salonda buz gibi bir rüzgâr estirir.

Pusulalar açılmaya başlandığında başkan iki eliyle kâğıdı kaldırır:

  • Mühür partinin amblemine değil de biraz yukarıya basılmışsa ne olacak?

  • Katlama izinden dolayı mürekkep karşı partinin kutusuna bulaşmışsa bu bir tercih mi, bulaşma mı?

  • Zarfın içinden küçük bir kâğıt tozu çıkmışsa bu "işaret" sayılır mı?

Her pusulada kurul üyeleri ve arkadaki müşahitler başkana yüklenir: "Geçerli sayacaksın!", "Hayır, kesinlikle geçersiz!" Başkan burada bir hakemdir. 298 sayılı Kanun’un 101. ve 102. maddelerini hatırlatır, kurula oylama yaptırır. Karar ne çıkarsa çıksın, bir taraf mutlaka mutsuz olur ve tutanak defterine itirazını yazdırmak ister.Başkan her itirazı sabırla tutanağa geçirmek zorundadır.

19.30 – Kutsal Belge: Karbon Kâğıtlı Islak İmzalı Tutanak

Günün düğüm noktası Sandık Sonuç Tutanağıdır.

Yorgunluktan gözlerin karardığı, ellerin titrediği saatlerdir. Çetedeki rakamlar toplanır. Sayıların toplamı geçerli oy sayısını, o da oy kullanan seçmen sayısını kuruşu kuruşuna tutmak zorundadır. 1 oyun kayması, 1 eksik çizgi demek; tüm torbanın baştan açılıp sayılması demektir.

Rakamlar tuttuğunda başkan karbon kâğıtlarını yerleştirir. Tükenmez kalemi bastırarak yazar. Ardından herkes sırayla masaya eğilir:

  • Başkan imzalar,

  • Memur üye imzalar,

  • Beş partili üye imzalar,

  • Sandık mührü son kez kâğıda vurulur.

Bir nüsha sınıfın kapısına yapıştırılır. O an sınıftaki gergin hava birden dağılır; herkes telefonlarına sarılıp tutanağın fotoğrafını çeker. Masadaki düşmanca bakışlar yerini bir anda "Hakkını helal et hocam" vedalaşmalarına bırakır.

22.00 – Adliye Koridoru: Çuvalın Teslimi ve Rahatlama

Fakat başkan için gün hâlâ bitmemiştir.

Geçerli ve geçersiz pusulalar, zarflar, tutanak defteri tekrar jüt çuvala doldurulur. Ağzı sicimle bağlanır,mumlanır. Başkan, yanına kura ile belirlenen iki kurul üyesini ve polis memurunu alarak polis minibüsüne biner.İstikamet İlçe Seçim Kurulu’dur (genellikle ilçe adliyesi).

Adliye ana baba günüdür. Yüzlerce sandık başkanı ellerinde çuvallarla dar koridorlarda saatlerce sıra bekler.Kimi yorgunluktan çuvalın üzerine oturup uyur, kimi sıranın kendisine gelmesi için nöbet tutar.

Sıra geldiğinde hâkim masasına geçilir:

  1. Çuvalın mührü incelenir.

  2. Islak imzalı tutanak YSK veri giriş personeline teslim edilir.

  3. Ekrana girilen rakamlar kontrol edilir.

  4. Teslim tutanağı imzalanır.

Saat gece yarısını çoktan geçmiştir. Sandık kurulu başkanı adliyenin demir kapısından dışarı çıktığında sokaklar boştur; seçim çoktan bitmiş, sonuçlar ilan edilmiş, partililer kutlamalara veya tartışmalara başlamıştır.

Cebindeki teslim kâğıdıyla evine doğru yürüyen o kamu görevlisi, demokrasinin tüm teknik yükünü taşımış,omuzlarındaki yasal sorumluluğu kazasız savuşturmuş olmanın getirdiği derin ve yorgun bir huzurla günü noktalar.

Bir sonraki seçiminiz hazır olsun.

Kayıt ücretsiz. İlk seçiminizi 5 dakikada kurun ya da önce demoyu deneyin.